22 Kasim 2017 Çarsamba
Logo

AKP 15 TEMMUZDAN DERS ALMADI !YİNE TARİKATLARLA İÇ İÇE?


10-9-2017
AKP  15 TEMMUZDAN DERS  ALMADI !YİNE TARİKATLARLA İÇ İÇE?

Baka İsmet Yılmaz, bu düzenlemeleri “Dünyanın en çağdaş, en bilimsel eğitimini veriyoruz” diye savunuyor. Ertesi gün AKP’nin genç yöneticilerinden biri, “Dünya yuvarlak değil, düzdür. Yuvarlak olduğu iddiası bir Mason uydurması” diyor.

Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki, Anführer des islamischen Menzil-Ordens

Sansürsüz Türkiye - Özel

"FETÖ" gider "METÖ" gelir: Eyy Galileo, sen kimsin kim? Senin yaşın kaç?

 Bülent Mumay  Yazdı

Cumhuriyetin kurucu kadrolarının tasfiye etmek istediği tarikatlar, bir asır sonra ülkede neredeyse her alanda egemen hale geldi. Gülencilerden ağzı yanan iktidar, tarikatlarla iş tutmayı bırakmak yerine oyuncu değişikliğine gidiyor sadece. “FET֔nün devlet kadrolarındaki yerini Menzilcilere veriyor. Bu arada gericilik, müfredat değişiklikleriyle kalıcı hale getiriliyor. Atatürkçülüğü, evrimi çıkarıp cihat eğitimini zorunlu yapan Bakan’ın “en bilimsel ve çağdaş eğitim bizde” dediği günlerde, AKP’li genç yönetici “Dünya yuvarlak iddiası Masonların uydurması” diyor.


Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosunun yaptığı ilk işlerden biri, Osmanlı döneminde toplumu saran tarikatları, tekkeleri kanun yoluyla ortadan kaldırmak oldu. 1925’teki bu adım, “Devrim Yasaları” olarak adlandırılan düzenlemelerin en önemlilerinden biriydi. Dini ve medeni eğitim ayrımını ortadan kaldırıp eğitim birliğini sağlamak, yeni Türk harflerinin kabulü gibi kritik adımların tamamlayıcısıydı. Kuşkusuz, bu adımların sebebi, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, yüzü Avrupa’ya dönük, seküler bir toplum inşa etme çabasıydı.

Bu süreçte büyük darbe alan İslami tarikatlar, 1923’te doğan modern Türkiye Cumhuriyeti’ne ve kurucu kadrolarına sürekli olarak diş bilediler. Çok partili yaşama geçiş sürecinde, kurucu parti CHP’nin karşısındaki alternatif oluşumlar üzerinden siyasette etkili olmaya çalıştılar. Kaybettikleri ayrıcalıkları yeniden kazanmak için her fırsatı kullandılar.

Etkinliklerini ve müritlerini artırabilmek için ticarete yöneldiler, önlerinin açılması için genelde sağ siyasetle dirsek temasında bulundular. Hatta zaman zaman siyasi partilerin milletvekili listelerinde kontenjan sahibi oldular. Arapçadaki kelime anlamı “Allah’a ulaşma yolu” olan tarikatlar, siyasette ve ticarette güce ulaşmanın yoluna dönüştü neredeyse. Siyasi kadrolar da, bu kesimin oylarını almak için, tıpkı Erdoğan’ın 15 Temmuz’dan sonraki itirafındaki gibi tarikatlara “ne istedilerse verdiler...” 

15 TEMMUZ’UN FATURASI DERS OLMADI

Siyaset kurumunun, neredeyse bir asır önce konan yasağı bugüne kadar esneterek tarikatlarla gönüllü koalisyonlar kurmasının bedeli ağır oldu. Dini çerçevede kalmayarak ülkenin yönetimini ele geçirmek isteyen tarikatlardan biri, 15 Temmuz’da kendi halkını, polisini, parlamentosunu bombalayan bir kalkışmanın parçası oldu.

Dünyanın herhangi bir ülkesinde böylesi bir ihanetten sonra yapılacak aşağı yukarı aynı olurdu: Dini oluşumların siyasi alanda egemenlik inşa etmelerine izin vermemek. Elbette inanç gruplarının her baskı grubu gibi siyasi tercihleri olabilirdi ancak bunların devlet kurumları ile organik ilişkiler kurmalarına izin vermek, egemenliklerini artırmalarına çanak tutmak, hatta devlet yönetiminde söz sahibi olmalarını sağlamak, yeni 15 Temmuzlardan başka bir anlama gelmezdi.

Gelin görün ki, 2016’nın 15 Temmuzu’nda yaşadığımız ihanet, Türkiye’yi yönetenlere ders olmadı. İslamcı gelenekten gelen ve muhafazakar politikalarla ülkeyi yöneten AKP, Gülencilerin başını çektiği darbe girişimini, (tarikat-devlet ilişkisi açısından) neredeyse sadece bir yol kazası olarak gördü. Meseleyi tarikatlarla iş tutmanın bedeli olarak değil, Gülencilerin tekil ihaneti olarak okudu. Eski ortaklarını “FET֔leştirerek, devlet kadrolarında boşalan kadroları başka tarikatlara sunmaya başladı.

SİSTEM DEĞİŞMEDİ: TARİKATLAR ARASI TRANSFER

Eskiden “Hocaefendi” diye seslendikleri, şimdilerde “terörist” olarak andıkları Fethullah Gülen’in devlet kadrolarındaki adamlarını neredeyse tamamen tasfiye ettiler. Boşalan kadrolar, pusuda bekleyen diğer tarikatlara mensup polislere, savcılara, bürokratlara dağıtılmaya başlandı. Bu cemaatlerden biri, eşitler arasında ön plana çıkmaya ve Gülencilerin yerine devlet kadrolarını doldurmaya başladı: Menzilciler.

Nakşibendi tarikatının en güçlü cemaati olan Menzilciler, bugüne kadar onlarca ayrı sektörde işlettikleri şirketlerden edindikleri ekonomik güçle ayakta duruyordu. Merkezi, Türkiye’nin güneydoğusundaki yoksul bir kent olan Adıyaman’da olan tarikatın; tekstilden medyaya kadar birçok alanda yatırımı var. Bu ekonomik güce, artık devlet yönetimindeki etkinlik eklendi. Bugünkü Anayasa’nın “değiştirilemez” ilkesine göre hâlâ yasak olan tarikatlardan biri, bu kez devletin gücüne ortak olmaya başladı. Özellikle Emniyet teşkilatında Menzilci kadroların önü açılmaya başlandı.

Gülencilere rağmen uzun yıllardır Sağlık Bakanlığı’nda örgütlenmeyi başaran Menzilciler, artık zaferlerini tamamen ilan etmiş görünüyor. Cemaatin müritleri, şeyhleri Gavs’ın adından hareketle arabalarının plakalarını GVS olarak kaydediyorlar. Tesadüf bu ya, Sağlık Bakanlığı’nın uçak ambulansının kuyruk numarası da GVS olarak tescil edilmiş. Cemaatin önde gelen isimleri de, şöhretli müritleri de benzer bir zafer sarhoşluğu içinde. Şeyhin torununun, altın yaldızlı bir tahta oturma merasimi sosyal medyaya sızdı. Eski manken Yaşar Alptekin, “Eskiden FET֒cüydüm, şimdi Menzil’deyim” diyerek transfer olduğunu açıkladı resmen.

“EN ÇAĞDAŞ EĞİTİM”: DÜNYA YUVARLAK DEĞİL

Menzilciler ekonomiden magazin dünyasına her alanda meşruiyet sağlamaya çalışırken, Türk devleti Gülencilerle yapılan koalisyonun yaralarını sarmaya devam ediyor. Tasfiye edilen Gülenci pilotlar nedeniyle neredeyse operasyon yapamaz hale gelen Türk Hava Kuvvetleri, sivil pilotluk yapan 200 kişiyi zorla yeniden orduya alıyor. Kabul etmeyenin, sivil pilot sertifikaları iptal ediliyor. Yeni pilot yetiştirmek için Pakistan’dan eğitmen çağırmak zorunda kalıyor.

Tarikatlara göz yummanın, hatta onlarla adı konmamış ortaklığa girmenin buna benzer birçok faturasını ödeyen Ankara, yeni 15 Temmuz’lara kapı açacak, gericiliği besleyecek adımlar atmaya devam ediyor. 12 Eylül 1980’de “başarılı darbe” yapan ve kendilerine sözüm ona “Kemalist” diyen askerler, onlarca dini okul açmıştı. Darbecilerin “başarısız” olduğu 15 Temmuz’dan sonra ise bu açıdan tablo değişmedi. Atatürkçülük, evrim teorisi müfredattan kaldırılırken, 12 yaşından itibaren her öğrenciye cihat eğitimi vermeye başlandı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bu düzenlemeleri “Dünyanın en çağdaş, en bilimsel eğitimini veriyoruz” diye savunuyor. Ertesi gün AKP’nin genç yöneticilerinden biri, “Dünya yuvarlak değil, düzdür. Yuvarlak olduğu iddiası bir Mason uydurması” diyor.

Son yıllarda dünyaya demokrasi dersi veriyorduk, sıra “en çağdaş ve en bilimsel eğitimi” vermeye gelmiş anlaşılan. Kemerlerinizi bağlamayı unutmayın... Bu arada, sormadan da geçmeyeceğiz elbette, “Eyyy Galileo Galilei, sen kimsin kim? Yaşın kaç?
”


Aramalar : AKP DERS, ,
BU HABERE YORUM YAPIN

Diğer Haberler

YAZARLAR (Tümü)
DEVRİM DERİN
BALIKESİRDE Şapkacı EMİN YAŞAMINI YİTİRDİ !
semra aman akyürek
SEMRA AMAN AKYÜREK ÇIPLAK AĞA DEDİ
ERDAL SARIZEYBEK
ERDAL SARIZEYBEK Pkk NIN GERÇEK YÜZÜNÜ AÇIKLADI !
MACİT ERMİŞ
BALIKESİR KÖYLERİMİZ VE İLÇELERİNDE ATATÜRKE SALDIRI !
SAFFET ŞAHAN
YÜCEL YILMAZ’DAN ve Belediyelerden Büyük HİZMETLER !
ANKETLER (Tümü)
Yeni Anket Sorusu...
Reklam
Copyright ©2014 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.

Balıkesir Web Tasarım